bant dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bant dergi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba, Ocak 23, 2008

TEKKONKINKREET; HEM GÖZE HEM RUHA DAİR *


“Ateşin olayı nedir? Öylesine sakin ve huzurlu ama içinde tamamiyle güç ve tahribat dolu. Birşeyler saklıyor, tıpkı insanlar gibi...Bazen içinde ne olduğunu bulmak için yakınlaşmak gerekir. Bazen gerçeği görmek için yanman gerekir.”


Tekkonkinkreet henüz belki de çok fazla bilinmeyen ve müthis derece heyecan verici özelliklere sahip bir anime. Bu özelliklerden ilk sayabileceğimiz kendisinin Japonya’da, japon bir ekip ile ilk kez Japon olmayan bir yönetmenin emekleri ile ortaya çıkmış olması. Michael Arias aslında daha önce The Animatrix, The Road to El Dorado ve Mononoke-Him gibi filmlerin görüntü efektleri uzmanlığını yapmış bir amerikalı, ilk kez yönetmenliği Tekkonkinkreet ile deniyor, yüzünün akıyla hatta daha fazlasıyla da işin içinden çıkmış gibi görünüyor. Taiyo Matsumoto’nun mangasından uyarlanmış bu animenin daha trailerını seyrederken inanılmaz güzellikteki detaylarla tasarlanmış şehir planları, bir kuzgunun gözünden güneşli bir günde o sokakların yarattığı karanlık duygular ve karakterlerin sadeliği, özgünlüğü karşısında insanın gözleri doluyor. Evet çok sayıda animasyon seyrettik, çok sayıda karakterler gördük etkilendik ama yine de hala bu kadar sade, bu kadar Japon ve yine de böylesine başka karakterler tasarlanabileceğine insan şaşırıyor. Bunda Matsumoto’nun uzun yıllar Fransa’da çizgi roman çalışmasının da payı var elbette. Epey melez bir neticeden söz ediyoruz yani, bunca farklı tecrübenin bütün orijinlerinden daha orjinal bir ürün ortaya koyduğunu söylersek sanırım haksızlık etmiş olmayız.


Filmin soluk, metalik ama rengarenk bir dünyası var. Sanki bütün o renkli tabelalar, posterler, neonlar şehrin gerçekleri ile bir deniz gibi örtülüyor ve derinleştikçe renklerden fire veriyor. Filmin genel olarak Black and White adlı yetim iki çocuğun Treasure Town adlı her tür karanlık işin döndüğü bir yerde hayatta kalabilme ve bir taraftan da buranın düzenini vahşi bir şeklide de olsa kontrol altında tutma çabaları üzerinde şekilleniyor. Kendilerine “Kediler” diyorlar ve efsaneleri her yerde dolaşıyor, polislerle konuşulmayan bir de anlaşmaları var gibi, hatta Yakuzalarla bile. İki kardeş yin ve yang kadar birbirinden farklı ve birbirini tamamlayan karakterler. Gündüzleri çatılarda neredeyse uçarak şehri gözlüyor, geceleri ise kendilerine ev yaptıkları bir vosvosun içinde uyuyorlar, elbette bagaj oyuncak dolu. Black’in büyük bir egosu ve heran kendinden büyük birşeylere dönüşebilecek kocaman bir öfkesi var, onu hayata dair merhametli kılan tek şey White. White ise tüm şehirdeki tek bozulmamış şey, çocuk resimlerinden çıkma ağaçlar ve fillerle dolu bir dünyası var, saflığı ona olacak olanları görebilme yeteneği bahşetmiş, her daim “mutlu ol, mutlu ol” diyerek dolaşıyor. Ama onun da Black’siz bu şehirde hayatta kalabilme şansı yok. Birbirleri için ne kadar gerekli olduklarının farkındalar, tıpkı şehrin varlığını sürdürebilmek için ihtiyacı olan ince denge gibi. Fakat sermaye sahipleri başka kötü adamlarla birleşip Black’in “şehirini” baştan aşağı değiştirip bir büyük para makinası haline getirmeye başlayınca denge bozulmaya başlıyor ve Black de White’tan ayrı düşüyor. Sonrası işte büyük bir kaos, Black yeniyetme bir oğlan çocuğu, egosuyla, erkeklikle, erkekler dünyası ile mücadele etmeye başlıyor. İçindeki karanlık, White olmayınca zihninin derinliklerinden ona fısıldamayı bırakıp büyük güç ve şiddet vaatlerini derin dehlizlerin, sonsuz ateşten bir dünyanın içinden ona yapmaya başlıyor. Derken Black, White’ın beyaz güvercinleri, içindeki karanlığın siyah kuzgunları ile kovalanırken, sonsuz bir uçurumun tepesinde karar vermeye çalışıyor.


Tekkonkinkreet genel geçer bir animeden başka türlü olabilme özgürlüğü ile birlikte japon animelerinin çoklukla sunduğu spiritüel zenginlikle aslında oldukça derinleşiyor, hem de bir yandan amerikan animasyonlarının sunmayacağı kadar da karanlık. Her ne kadar Taoism’in Yin-yang’ını belkemiği almış olsa da, gerek ana buluşma noktalarındaki saatin içinden ansızın beliren dev fil başlı Buda heykeli olsun, gerek baş Yakuza’nın ağzından düşürmediği “Tek ihtiyacımız olan sevgi” nidaları olsun her taraftan ruhani bir zenginlik akıyor. Üstelik bu ne Miyazaki’ninkiler kadar keyifli, ne de Amerikan animasyonlarındaki kadar pembe bir dünyada geçmeyince sanki daha da anlamlı hale geliyor. Evet çizgi filmlerde görünce çok hoş bulsak da cadılardan, canavarladan, bilmediğimiz güçlerden elbette aslında korkuyoruz, hoşlanmıyoruz ve hayatı olduğu gibi kabul edebilmek, sevgiye, keyife dair birşeylere sahip çıkabilmek için gerekli şeyler koca bir şehrin kalabalık sokaklarında, insanlarında ya da zihnimizin bir yerlerinde ansızın belirip kaybolabiliyor. Belki de bunun için gerçekten de her tezatın, her varoluşun birbirinin içinde olduğunu bilmeye ihtiyacımız var. Belki de daha yakından bakmaya ihtiyacımız var..



*Bu yazının Lamb’in Darkness şarkısı eşliğinde okunması tavsiye olunur.

Filmin muhteşem girişi

Trailer

Pazartesi, Ekim 31, 2005

Galakside Havlu Ne Lazım?



Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin faydalı olmaktan çok öte bir kitap olduğunu söylemek zorundayım. İnanılmaz bir espri anlayışı ile (ki üstruplu bir İngilizden bahsediyoruz) akla hayale gelmeyecek alet, şahıs ve hadiselerden bahsediyor kitap. O kadar yaratıcı parçaları var ki lugatınıza almaktan başka bir şansınız yok. Hadiselerin yaratcısı Douglas Adams'ın ise ne ölçüde sıyırmış bir o kadar da saygı değer olduğunu anlamak için alttaki American Atheist sitesindeki röportajına bir göz atmak yeterli.
http://www.americanatheist.org/win98-99/T2/silverman.html

Bütün bunlardan öte hakikaten Galakside havlu neden lazım olsun? Bunu, dünyanın yok olduğu ana bornoz ve terlikleriyle yakalanan (ve tabi tüm galaksiyi bu kutsal kostümle gezmek zorunda kalan) Arthur Dent'e arkadaşı büyük galaksi otostopçusu Ford Perfect şöyle açıklıyor;

"Havlu yıldızlararası seyahat eden bir otostopçunun sahip olabileceği neredeyse en işe yarar şeydir. Jaglan Beta'nın soğuk aylarında yol alırken sarınabilirsiniz; Santraginus V'nin ışıl ışıl mermer kumsallarında baş döndürücü deniz buharını içinize çekerken üzerine yatabilirsiniz; çöl dünyası Kakrafoon'un kıpkırmızı ışıldayan yıldızlarının altında onu üzerinize örtüp uyuyabilirsiniz; ağır ağır akan Moth ırmağı üzerinde seyrederken mini salınıza yelken yapabilirisiniz; yumruk yumruğa düvüşlerde kullanmak üzere ıslatabilirsiniz, zehirli gazlardan korunmak ya da Traal'ın kurt gibi acıkmış Cırtlak Canavarı'nın bakışlarından kaçmak için başınıza sarabilirsiniz; acil durumlarda havlunuzu imdat işareti olarak sallayabilirsiniz ve tabii ki hala yeterinde temiz görünüyorsa onunla kurulanabilirsiniz.
Daha da önemlisi, bir havlu büyük psikolojik değere sahiptir. Herhangi bir sebeple, şuursuz bir gezgin ( şuursuz gezgin; otostopçu olmayan) bir otostopçunun yanında havlusunun olduğunu farkederse , otomatik olarak bir diş fırçası, yüz koruyucu maske, sabun, bir kutu bisküvi, temos, pusula, harita, bir yumak ip, sivrisinek ilacı, yağmurluk, uzay giysisi vs. vs. olduğunu varsayacaktır."

Bütün bunları aslında tüm kitabın en unutulmaz kahramanı olan Marvin'den bahsetmek üzere bir giriş olarak bile görebilirsiniz. marvin; intihara meyilli depresif (çoğunlukla feci halde depresif) robot. Sonsuz zekaya sahip olan bir robot iken yaratıcıları onu "Gerçek İnsan Karakteri" ile daha mükemmel hale getireceklerine inanmışlar. Oysaki Marvin sonsuz zekasının zavallı insanlar arasınde heba olup gitmesinden muzdarip, bu kadim keder içerisinde tek görevi açılıp kapanmak olan uzay gemisi kapılarının mutluluklarına sonsuz bir kıskançlık duyuyor. Öyle kederli ki hayattan bahsedildiğinde kendini kapatıyor.

Tam da burda Bant Dergi'nin ikinci sayısındaki gelmiş geçmiş robotlara dair karşılaştırmalı chartına link vermek istiyorum ama malesef soft halini nette bulamadım. Tabii ki Marvin insan dostu olarak tasarlanmasına rağmen bu konuda oldukça alıngan olduğu için tabloda pek puan toplayamıyor ve puanlamayı r2d2 açık ara ile alıyor.
Onun yerine Otostopçunun Galaksi Rehberi filminin sayfasının linkini koyuyorum. Filmi seyretmedim ama tiplemeler de websayfası da baya başarılı görünüyor. Sayfa Marvin ile açılıyor ve karakterlerden Marvin'i seçtiğiniz zaman homurdanarak sayfası açılıyor. Bunun dışında eğlenceli oyunlara da bir bakmanızı tavsiye ederim.

hitchhikers.movies.go.com/